hudeybi

orphtyler:

turkiyede1numara:

Heybetinden Sığdıramadık Yere Göğe…

Sokak

Karanlık avuçlarını sürdü gözlerime, rüzgar sert tokatlar savurdu yüzüme, taşlar çelmeledi ayaklarımı, bir kılıç olsa çekecekti gece lambaları gözümün bebeğine…

Dahası diye yükseldim omuzlarım üstüne.

Sus öksüz çocuk çek kazağını üstüne, sıcak yok şehirde bu gece.

Banktaki ayyaşın kesik alkol kokusu, berduşların kısık sesli sorgusu.

Hisardan bir dalga getirdi deniz, dedi sür yüzüne. Bu sarı ışıklı evler değil mi yuva diye beton örtülü. Gizinde hikayeler gömülü.

Ay ışığına kamaştırdım gözlerimi, dedim hayat ne tarafa kaldı ? Bu ufkun sonu hakikaten çizgi mi ? Döküldüm dizlerimin üstüne.

Hiç sevilmedin çocuk, çok sorgulama, biraz sıradan ol, geç sırana. Sanane, dinelme, söyleme.

Hayatı kurcalama. Yapılmışı var, onu dene.

Kalktım, temizledim üstümü. Sokakları ezdım, karanlığa sigaramı yaktım, rüzgara tükürdüm ziftini.

Üzgünüm hayat, kalk da yerine yat. Hudeybi malesef aynı asi, başının derdi.

belki kuşlar geçer üstümüzden

Herşey elimin tersinde kaldı. Aklım ile kalbim öpüştü vedalaştı. Sımsıkı ayağıma yapıştı dinginlik ve dedi ki beni bırakma. Huzur köşede oturmuş titremekte ve alttan bakışlar atmaktaydı. Ve basiretsiz nice hisler, hepsi odama nasıl da doluşmuşlar.

Ben ise her yolu uzatmak için girmekteyım ara sokaklara,nice zamandır. Tek bir sebebe birçok gece harcamaktayım. Şeritler hep buğulanır geç saatlerde uzun yollara bakmaktan, tek bir sebepten.

Çılgınlık toz oldu üstü başı, müfredattan düşeli epey oldu. Kısık sesli desteklemek de yürek; yorgun, hasta, her müsebete rağmen atmak da. Özlem, hasret, daha ufak yeşil daha yeni yeşermiş. Aşk en şık kıyafetleri çekmiş endam salmak da burnu yukarıda, yine doğmuş küllerinden… Yaş ürkek nicedir iki haneli, ilerlemek de sinsi derinden, pek ellememekte bu durumları…

Aşk avucunu aldı avucuma, cesaret tutuşturdu. Tüm duygular etrafa kaçışmaktaydı, aşk yanağıma bir öpücük bıraktı. Ardım sıra yavaş adımlarıma baktı. Avucumda cesaret adımladım hepsi ona çıkan sokakları.

Olursa yürek hardır, olmazsa zaten hüzün candır. Belki kuşlar geçer üstümüzden, kanatları senin ellerinden…

Rainbow

Bir yağmur var içimde, dinmemekte, tutundum yaşama, bir çocuk eli kuvvetinde, ışıklı gözlerinde gördüm bir umut ve inandım, belki de gökkuşağı gelmekte…

(areso gönderdi)

Hudeybi

Adım isyan, kış için içlik… Kimisine hiçlik, deli eder bu yaşlarda kabullenmişlik. Aslında herkesin içinde akar ilik ilik…

Ters kalıyorum seneler evvellenince, düzelemedim. Ertelendikçe tenhalaştı hayat, arkalarda boş yer çok. Yeri doldurulamayanların gözleri tepeden bakmakta, her yağmur üzerime düşerler. Bu baskı küçükken sevimli, ergen de sinirli, sonra tebessüm, sonraları özlem…

Çok kendi başıma, çok bildiğim ve dediklerim, anlattıkça parçalandıkça dağılmışlık… Şimdi cümleler kapalı, sırlı, yorgun. Ve aşk…

Yağmurdan sonra gökkuşağı… Işıl ışıl… Nasılsın şimdi daha da yeni demlendin Hudeybi… Hayat izle, kalmasın tadı damadığında…

Hoşgeldim… Yeni yeni… Arkalarda yer var mı ?

Sokak sıkışıyor, nefesim kısılıyor, adımlarım gölgemden kopuyor, kısık bir tan kokusu, dolu dolu isyan gözlerim, sımsıkı dişlerim, bir ihtimal düşse zihnime; ya gidersen diye…