hudeybi

vazgeçme

Bu olanlar sana vadedilen değildi Hudeybi. Sen yalnızca tatmin olduğun bir yalanın kederli inananısın. Bazı yalanlar, gece hızlı ve yalnız bir araba yolcuğuluğunda aklına takılır. Hepbir sonraki ışığı geçersin, ve ışıklar bitmeyecek gibi gelir. Sonra şehirlerarası boşluğa düşer yolun… Karanlık ve sağlı sollu yeşiller olur. Her yerde gelmedi mi yanına, en sonunda tüm endamı ile… İşte yalnızlık, hatırlamadın mı, çeliktepe’den, ağva’dan, bostancı’dan ve her defasında aynı güleryüzle… Hoşgeldin demelisin ve almalısın sineye… Tek kadim dost yanında…

Bitebilir, yarımda kalır. Yaşanmayan ve yaşanabilecek, of Hudeybi pek takılmamak gelir. Yaş 31… Sen de bilirsin, hangi nasihat kaldı duymadığın, var mı klişe olupda sağ solda kalmış aşk adına, bu kulakların işitmediği… Aşk bu işte, beşinci şık, en düşük olasılık, gelmeyen, kaçırılan, aslında olmayan ve içini acıtan… Şaşırdım deme, acıtma, üzme, bir votka, bir puro, sessizlik, karanlık, birkaç cümle…

Avunma, iste, sev, vazgeçme… Haydi… iyi geceler, hudeybi…

De Amor

Karanlığı bıçak gibi kesen bir ışık, tozlar belli belirsiz uçuşmakta, sahnede sert figürler ile dans eden bir kırmızılı kadın… Belki Buenos Aires’te… Doğduğu yerde, fakir belki de hayat kadını… Biraz şarap, gece kıvrılıyor her yerinden… Amor yine yasak memleketlerde… Bu tango ilk günlerdeki gibi; isyan ve küstah temalı… Ve sadece bir sinsi tebessüm, sonra gergin nefes alışlarında, mırıldandı, şarkımsıydı. Kırmızılı, ışık bedeninde yavaşça kısıldı. Gitti.

İyi geceler…

En dram dolu hikaye bile unutulmak kadar dramatik değil… Ve ben bilincindeyim. Sen belki yoksun artık, belki tatlı hatıralar bıraktın ve çok kişiye karşılıksız sundun iyi niyetli niyetlerini, nimetlerini, umutlarını…Ama sen unutulmayacaksın. En azından ben nefes aldıkça… Gece sadece bir şarkı, bir resim hatırlatmak değil belki de alevlendirecek hislerimi… Bu gözyaşı bitmeyenlerden, dinmeyenlerden, kimi zaman ansızın, kimi zaman üstüste yağan bir yağmur… Hep özlüyorum, hep bahsediyoruz, aynı senin gibi kaldırıyoruz içkimizi havaya, ve senin yolundayım, karşılıksız yapıyorum herşeyi… Aldatılıyor ve kandırılıyorum aynı senin gibi… Evet hala kızdığın gibiyim, ama hala aynı tebessümle güldürürüm seni… Uzun sürmez her zaman ki gibi… İyi geceler baba…

Masal

Sen uzaksın… Uzun bir yolsun… Dudaklarımdan yanağına giden, uçsuz bucaksız bir yol… Son durağı olmayan bir seyahat, uzayın sonuna bakmak, yıldızların arkasına saklanmak… Uzaksın.

Bir sonraki günün daha güzel geçme umudu, ilk çocukluk hayalime olan inanç ve hiç ölmeyen bir süper kahraman… Uzaksın.

Ve heryeri kaplarken bu seninle olma isteği, sıkıştım, yer kalmadı hayatımda… Gidiyorum yavaşça, ansızın omuzundan tut ve çevir. Benim söyleyemediklerimi haykır. Sonrası önemli değil. Her yerimiz okyanus, her yüzümüz tebessüm, her adımımız bir mutlu masal olsun.

Aşkım duyayım en son… Senden olsun… Bana gelsin… Duyamıyorum, yaklaş,…, Hala mı uzaksın ?

Before…

Tam sekiz sene öncesine gitmek istiyorum. Kolundan tutup hep benimle ol demeyi… Ve kendimle ilgili hiçbirşeyi düşünmeden sadece seni istemeyi… O ağaçların arasında, o kafenin çıkışında, uzun uzun öpüşmemizden sonra… O gece, sekiz sene önce… Dur deseydim, sonra bir sekiz sene böyle durmazdım.